
Bismillahirrahmanirrahim.
Çeçenistan'da, Türkiye’de ve yakın çevremizde baş döndürücü gelişmeler
oluyor.Yaşanan bu gelişmelerin seyrine dönük alabildiğine değerlendirmeler de
yapılıyor.Özellikle Ortadoğu ve Türkiye bağlantılı olayların nerelere
ulaşabileceğini tahmin etmek bile çok kolay olmayacaktır. Zira bu gelişmelere
taraf olan ülkelerin isimleri bile uzunca bir liste yapmayı gerektirecek kadar
çoktur...
Uluslar
arası güç merkezlerinin kendi aralarında devam eden egemenlik kavgası kimi
zaman peyk devletler eliyle kimi zaman maşa örgütler eliyle devam ederken
aslında bu kavganın gözüken yüzünden öte görünmeyen yönleri daha bir önem arz
ediyor diye düşünüyorum.
Orta Asya ve Ortadoğu öncelikli yaşanan olaylar ve gelişmeler izleyebildiğimiz
kadarıyla Türkiye İran,Suriye ve bütün bölge ülkelerini yakından ilgilendirdiği
gibi bir de bu bölgelere ilgisini emperyal amaçlı olarak hiç eksik etmeyen ABD,RUSYA, AB
ve İSRAİL’i de ilgilendiriyor.
Irak bağlantılı işgale dayalı ABD politikaları ile gelinen noktada yaşanan
gelişmeler Türkiye’yi de sanki bu savaş ortamına sürüklemek aşamasına gelmiş
gözüküyor. Belki
küresel ve çatışan politikalar açısından parçalanmış bir IRAK portresi herhalde
hem bölge ülkelerini tek tek hem de bütün bir Ortadoğu bölgesinin geleceğinin
dizayn edilme potansiyelini taşıyor gibi. Toprak bütünlüğüne saygıya dayalı
savunmacı politikaların ne kadar başarılı olacağı tartışılabilir. Ama bölge
ülkelerinin özellikle Türkiye ve İran açısından bu yaklaşımın başarılı olmasını
arzu etmek tartışılmayacaktır.Zaten tarih boyunca hep hareketli olan üç
bölgeden bahsedilir.Ortadoğu/Balkanlar/Kafkaslar.Ve her dönem güçlü devletlerin
ilgisini de çekmiştir bu bölgeler.Bu ilgi bu bölgelere sıcak atmosfer özelliği
yaşatırken emperyal politika
sahipleri,
bölgenin geçek sahiplerinin fikrini alma ihtiyacını dahi görmemişlerdir.
Gelişmeler öyle yada böyle bu coğrafyaların gerçek sahiplerini doğrudan
ilgilendirirken, istikrarlı barış ortamlarının oluşmasına mani olunacak
gerekçeler ve şeytani yöntemler uygulayarak fitne-fesatla kardeşi-kardeşe
vurdurma işlemleri ile bölgeler cadı kazanına döndürülerek kaos merkezleri
olduruluyor.
Teorik söylemlerden öte yaşanan realiteler önemlidir.
-Türkiye Devleti, kendi haline bırakılmayan sıkıntılara muhatap ediliyor. Ve
başını ağrıttırmaya dönük her dönem bir şeyler bulunuyor… Kıbrıs meselesi, Ege
meselesi ve Etnik
Terör meselesi gibi.
-İRAN kendi coğrafyasında benzer problemlerle boğuşmak zorunda bırakılıyor.
-IRAK işgal altında ve parçalanma riskiyle karşı karşıya. Daha da öte yönetim
boşluğunu ve zafiyetini Iraklı olmayanlar kendi inisiyatifleriyle dolduruyor.
-Kavga egemenlik kavgası, Petrol ve Enerji kavgası, Emperyalist yapıların
iktidar bölüşüm kavgası….
Bölgeyi ilgilendiren bütün bu gelişmeler birkaç
yönüyle tabi ki Çeçenistan’ı ve Çeçenistan’da 17 yıldır devam eden Kurtuluş Mücadelesini de doğrudan
etkiliyor ve ilgilendiriyor.
Kabul görmüş
uluslar arası normlar ve kurallar ile bunları uygulama sözünü, attıkları
imzalarla belirten muhatap konumundaki devletler yükümlülüklerini yerine
getirmiyorlar. Sadece emperyalizm güdülerle, güce dayalı egemenlik mantığıyla
toplumların, bireylerin yaşama haklarını elinden almaya kalkışıyorlar. Bu
mantık ise bütün dünyanın kaosa sürüklenmesine sebebiyet veriyor.
Dünya hala ortak tanımı yapılamayan terörü kendi mantığınca ve kendi
çıkarlarına göre farklı olaylar ve şartlarda içeriğini değiştirerek servise
sokuyorlar. Özellikle küresel güçlerin kendi uygulamalarının birer DEVLET
TERÖRÜ olduğu yorumları gözden uzak tutulmamalıdır.
Bu bağlamda Türkiye’nin son dönemlerde yaşanan olaylar çerçevesinde, iradesine
başvurulmadan çekilmek istendiği, savaşa taraf kılınma zorunluluğuna karşın
Türkiye’nin geliştirdiği savunma /hak arama/kendini ilgilendiren konularda
irade beyanın önemi ortadadır.
Aynı mantık, aynı yaklaşım, aynı kararlılıkla Çeçenistan İçkeriya Devleti kendi
meşru savunma hakkını müstevli ve Devlet Terörünün uygulayıcısı Rusya’ya karşı
yapmak mecburiyetinde bırakılmıştır. Ayrıca Çeçenlerin coğrafyalarının küçük,
imkanlarının kıt ve uluslar arası egemen aktörlerin kafalarına göre
oluşturdukları kurallar gereği yaşanan tiyatrolar,manevralar
Çeçenlerin haklılığını ortadan
kaldırmıyor
O halde bazı değerler tartışılamaz. Bir toplumun kendi coğrafyasında özgürce ve huzur içerisinde
yaşama hakkına müdahalenin hiçbir geçerli mantığı yoktur. Bu hakkı yok sayan ne
tür entrika varsa, karşı koyma hakkı o toplum için kendiliğinden devreye
girer.Olması gereken de budur.
Tartışılmayacak değerlerden biri de kardeşliktir, din, kültür, tarih
birlikteliğidir.Tarihin uzun süreci ve yaşanan hayatın günümüze ulaşan izdüşümü
dikkate alındığında Çeçenlerin Türk Halkına ve Türkiye’ye dönük derin muhabbet
ve sevgilerinin var olduğunu biliyor ve görüyoruz. Bu muhabbet ve sevgi hala devam eden
savaşın sıkıntı ve zorluklarının en yoğun yaşandığı saatlerde Türkiyeli
kardeşlerinin kendilerini hiç unutmaması ve maddi-manevi olarak yanlarında
görmeleriyle daha bir artmış ve sağlamlaşmıştır.
Diyoruz ki; Eğer Türkiye’nin başına bir badire, sıkıntı gelir de Çeçen Halkının
yapabileceği bir şeyler olursa her anlamda Türk kardeşlerinin yanında
olunacaktır.
Hatta Çeçenistan’da Rus Emperyalizmine karşı verilen mücadele tatil edilerek
burada olacaklardır ve kardeşliklerini göstereceklerdir.
Bu bağ, bu sevgi
herhangi bir çıkara dayalı değildir. Hiçbir gerekçe Çeçenlerin Türk Halkına
olan sevgisini azaltamaz. Bu pencereden Moskof gibi bakılamayacağı ortadadır.
Tarihin süzgecinden geçerek, rüşt ispatı yapılmış kardeşlik bağları her iki
taraf için de derin anlamlar taşıyan bir erdemdir.
İslam ümmetin onurlu temsilcileri birbirleriyle ilgili hadiselere ve dışarıdan
empoze edilen yaklaşımlara ortak bakış, ortak tavır oluşturmak durumundadır. Belki bu güç birliği ihtiyacına en
çok ihtiyaç duyduğumuz zaman diliminde yaşıyoruz…
Uluslar arası güç merkezlerinin gerek kendi aralarında gerekse halklarımızı
etkileyen türlü boyutlarda bizlere ait olan ve şerefle sahipleneceğimiz
değerlerimizi tartışma ve pazarlık konusu yapmayacak kadar onurluyuz.
Görünen odur ki; yakın
dönemlerde hızlı gelişmeler yaşanacaktır. Çeçenistan ve burada bizleri doğrudan
etkileyecek olaylara karşı her an teyakkuz gerekmektedir ve birbirimizi
anlayan, tamamlayan olma mecburiyetimiz vardır.
Allah (C.C) şehitlerimize rahmet eylesin. İnandıkları hak davada gayretlerini
esirgemeyen kardeşlerimizden Allah razı olsun. Arzın üzerinde küfrün
tasallutuna karşı direnen, savaşan ve inanmanın erdemine erişmiş yiğitlere
selam olsun.Kafkasya’nın yalçın coğrafyasında Rusizme karşı her türlü zor
şartlara, kıt imkanlara rağmen Kurtuluş Mücadelesini vazgeçmeden taşıyan Çeçen
Cumhuriyeti İçkeriya Devlet Başkanımız Dokka Umarov ve silah arkadaşlarına
selam olsun,
Zor bitecek, kolaylık gelecektir.
Zulmet bitecek, adalet gelecektir,
Yeis bitecek, müjde gelecektir.
Her şeyi elinde tutan kudret ve azametin sahibi Allah
Azimüşşan kendinden yana olanları asla mahzun bırakmayacak, mahcup
etmeyecektir.
ÇİC Fahri Konsolosu
MEDET ÖNLÜ
Kaynak: Çeçen Online
Kavkaz Center