Çeçenya'daki savaşla 13 yıldır ateş çemberinde kavrulan Kuzey Kafkasyalılara yönelik devlet terörü yeni boyutlar kazanarak sürerken, buna şimdilerde "sivil şiddet" eklendi. Dünya, Rusya'daki Neonazi ve ırkçı hareketlerin estirdiği teröre ancak bir Dağıstanlı ve bir Tacik gencin pala ve silahla infaz edildiği görüntülerin yayınlanmasıyla uyandı. SOVA'ya göre Rusya'da bu yıl gerçekleşen 300'den fazla ırkçı saldırıda 39 kişi ölürken 268 kişi yaralandı. Geçen yıl ise 53 kişi ölmüş, 460 kişi de yaralanmıştı. Şiddetin kurbanları ise genelde Kafkasya ve Orta Asyalılar. Geçen yıl Kabardey-Balkar Kültür Bakanı ve Rusya çapında ünlü şarkıcı Tut Zaur bile Moskova'da hastanelik edildi.
Ancak bunun ötesinde gözlerden ırak Kafkasyalıları hedef alan kitlesel linç modası hortladı. Bunun ilk örneği 2006'da eski Fin kenti Kondopoga'da yaşandı. Bir Azeri kafesine giderek taşkınlık yapan milliyetçi Rus'un çıkardığı kavgayla ateşlenen şiddet, Çeçenleri evlerini terk etmek zorunda bıraktı. Geçen şubatta linç bu kez Stavropol bölgesindeki Novoaleksandrovsk kentinde Don Kazaklarından birinin faili meçhul cinayete kurban gitmesiyle tekrarlandı ve bu olaya tepkiler bütün Kafkas kökenlilerin kentten sürülmesi kampanyasına dönüştü. Yine Stavropol'da önce bir Çeçen genç, ardından iki Rus milliyetçisinin öldürülmesiyle aynı senaryo tekrarlandı: Halk sokaklara dökülerek Kafkasyalıları sürmeyi denedi. Ve her üç örnekte de güvenlik güçleri saldırılara seyirci kaldı, hatta Stavropol'da bir Çeçen'i kelepçeleyip ırkçı gençlerin eline vererek işlerini kolaylaştırdı. Kuşkusuz saldırganlar büyük bir dokunulmazlık zırhıyla hareket ediyor. Zira Devlet Başkanı Vladimir Putin sayesinde milliyetçilik yükselen değer.
Kafkasya'da tatmayanın kalmadığı devlet terörüne gelince... Kuşkusuz yeni Çeçenya senaryolarının tedavüle sokulduğuna dair güçlü işaretler var. İnguşetya ve Dağıstan cumhuriyetlerinde adam kaçırma olaylarının ardı arkası kesilmiyor. Kabardey-Balkar'ın başkenti Nalçik'ta 13 Ekim 2005'te aynı anda 19 istihbarat, polis ve mahkeme binasının basılmasıyla sonuçlanan gençlik isyanını besleyen taktikler bu iki cumhuriyette devrede: Müslüman gençler takip, taciz, gözaltı, sorgulama ve işkenceden geçirilip bırakılıyor. Aynı kişiler haklarında hiçbir yasal suçlama olmaksızın ve hukuki hakları tanınmaksızın tekrar tekrar baskı girdabından geçiriliyor. Nihayetinde onlarca genç hiçbir iz bırakmadan kayboluyor, kaçırılıyor ve muhtemelen hiçbir yasal takibatın yapılamadığı Çeçenya'daki gizli yerlere transfer edilip infaz ediliyor. 20 Nisan'dan beri kamuflajlı kişilerin kaçırdığı Dağıstanlı genç sayısı 40'ı aşarken "Dağıstan Anneleri", Ağustos ayındaki 15 günlük açlık grevleriyle bu trajediye dikkati çekti. Kaçırılan gençlerin çoğu mescitlerde namaz kılan kişilerdi. Benzer olaylar ağustos başında binlerce federal askerin direnişçi avına çıktığı İnguşetya'da mütemadiyen yaşanıyor. Müslümanlara yönelik son şiddet vakası ise Abhazya'da Gudauta imamının öldürülmesiydi. Bu, farklı inançların sorunsuz yan yana yaşadığı Abhazya'da ilkti.
2004'teki Beslan trajedisi, Kuzey Kafkas cumhuriyetlerinin özerklik statülerini budayan Kremlin'in merkezileştirme operasyonuna karşı halkları ses çıkaramaz duruma sokan sükût halkalarından biriydi. Tıpkı Çeçenya'daki savaşın diğer halkları sindirmek için sopa olarak kullanılması gibi... 2005'te Nalçik'te gençlere isyan etmekten başka yol bırakmayan istihbarat ve güvenlik birimleri nihayetinde halklar üzerine ölü toprağı serpmeyi başardı. Artık gasp edilen en temel haklara kimsenin sesi çıkmıyor. Nalçik'te ezilenlere gözdağı vermenin en vahşi yolu seçilmişti: Öldürdükleri 90 gencin cesedi gömülmeleri için ailelerine iade edilmeyip yakıldı.
Şimdi Dağıstan ve İnguşetya gençliği Nalçik benzeri isyanlar için kamçılanıyor. Bütün Kafkasyalıların boynuna geçirilecek yeni sükût halkaları için... Kremlin'in buna ihtiyacı var; Putin'in Çarlık hesapları susturulmuş halkları gerektiriyor.
Fehim Taştekin
Kaynak: İHH
Kavkaz Center