
İşgalci Siyonist devlet kendini rahat hissedebilmek için civardaki Arap ülkelerinin tampon görevi görmesini istiyor.
Ürdün ve Mısır'ın böyle bir rol üstlenmelerini sağlamayı başarmıştır. Bu iki devletin işgalci Siyonist devlet hakkında ne şekilde tampon görevi gördükleri hakkında burada ayrıntılı bilgi verme imkânımız yok. Ancak daha önce bu konuda fikir vermeye yetecek bilgi içeren "İhanetin İki Kapısı: Mısır ve Ürdün" başlıklı bir yazımız yayınlandı ve bu yazımızı Web sitemizde bulabilirsiniz. Eski Ürdün kralı Hüseyin'in, Siyonist devleti rahata kavuşturma amacıyla gerçekleştirdiği meşhur Kara Eylül Hareketi ile Lübnan'a sürdüğü Filistinli gerillalar işgalci Siyonistleri buradan rahatsız etmeye başlayınca önce bu ülkede bir Müslüman-Hıristiyan fitnesi başlatıldı; sonra da Siyonistler bu ülkeyi işgal ettiler. Amerikan emperyalizmiyle işbirliği içinde gerçekleştirilen bu işgal sonrasında FKÖ gerillaları Cezayir'e sürgün edildiler. Ama daha sonra Siyonist devletin emelleri ve planları karşısında güçlü bir duvar oluşturan Hizbullah hareketi ortaya çıktı. Bu hareket 2000 yılında Siyonistleri Lübnan'dan çıkarmayı, 2006'da da yeni bir işgal girişimine karşı büyük zafer elde etmeyi başardı. Bu arada Filistin'in içindeki direniş ruhunun aynı paralelde güçlenmesi Siyonist saldırganları ciddi şekilde rahatsız ediyor.
Siyonist devletin Hizbullah'ın silahlı kanadının dağıtılması ve silahlarının toplanması girişimlerinin tümü başarısız kaldı. Bu sebeple yeniden 1975'te, yani Kara Eylül Hareketi sonrasında FKÖ gerillalarının Lübnan'a yerleşmelerinin ardından başlattığı fitne taktiklerine dönmek istiyor. Çağdaş emperyalizmin ve onun himayesi altındaki Siyonist işgal devletinin amacı fitnenin iki koldan yürütülmesidir. Hem Irak'taki gibi bir Şiî-Sünni çatışmasının zemininin oluşturulması, hem de yeniden Müslüman-Hıristiyan kavgasının başlatılması. Ancak Şiî-Sünni çatışması çıkarma taktiklerinin başarılı olması mümkün görünmüyor. Çünkü Lübnan'da böyle bir şeyin altyapısı olmadığı gibi Filistin davasının, işgalci siyonizme karşı mücadele azminin birleştirici yanı bu ülkedeki Müslüman kitleyi dayanışmaya, işbirliğine yöneltiyor. Bu sebeple şimdilik ağırlık Müslüman- Hıristiyan fitnesinin alevlendirilmesi çabalarına veriliyor. Bu amaçla daha önce Beyrut'ta Hıristiyanların yoğun olduğu sanayi bölgesine yönelik muhtelif bombalı eylemler gerçekleştirildi. Ancak Müslümanlardan önce Hıristiyanlar bu eylemlerin arkasında İsrail ve ABD'nin fitne taktiklerinin olduğunu dile getirdiler. Dolayısıyla girişimlerden istenen netice elde edilemedi. Geçtiğimiz günlerde eski cumhurbaşkanı Emin Cumeyyil'in oğlu ve Sanayi bakanı Pierre Cumeyyil'in öldürülmesi de bizim tahminimize göre aynı fitne oyunlarının bir parçasıydı. Biz önce bu kişi ve ailesi hakkında bilgi vermek, sonra da cinayetle ilgili tespitlerimizi aktarmak istiyoruz. Öldürülen kişinin mensup olduğu ailenin, aile adı dışarıda genellikle Cemayel olarak bilinir. Sebebi ise başta Fransızca olmak üzere muhtelif Batı dillerine Jamayel diye geçmiş olmasıdır. Doğrusu ise Cumeyyil'dir ve Arapçada güzel anlamına gelen cemil kelimesinin ism-i tasğiridir. Yani "güzelcik" anlamı taşır. Yasir Arafat'ın adı Batı dillerinden aktarıldığı şekilde Yaser diye yaygınlaştığı gibi söz konusu ailenin adı da böyle galat-ı meşhur ile tanınmıştır. Lübnan'ın Arap Hıristiyanları olan Maruni kitleye mensup ailenin büyük babası Pierre Cumeyyil, bu kitlenin en önemli siyasi hareketi durumundaki Falanjist Parti'nin yani Ketâib Partisi'nin kurucusu olduğundan, Maruniler arasında bir saygınlığı var. Ancak ailenin bugün Falanjist Parti'yle ilgisi kalmadığı gibi bu partinin çizgisinde de önemli değişiklikler olmuştur. Partinin siyasi kanadının da daha önce Müslüman-Hıristiyan çatışmalarına giren Falanjist milislerle yolları ayrılmıştır. Öldürülen torun Pierre Cumeyyil, General Mişel Avn'ın adamlarındandı. Mişel Avn ise Fransa'nın adamıdır. ABD ve İsrail, cinayetle ilgili açıklamalarında ağırlıklı olarak Suriye'yi hedef gösterdiler. Bazı yorumlarda cinayetin Suriye'ye karşı oluşturulan bir ittifak niteliğindeki 14 Nisan Hareketi'nin işi olabileceği de vurgulandı. Bizim kanaatimize göre ise bu cinayet Lübnan halkını birbirine kırdırmak suretiyle işgalci Siyonist saldırganları rahata kavuşturmayı amaçlayan kökü dışarıda birtakım karanlık güçlerin işidir. Ama Lübnanlılar acı bir tecrübe yaşadıklarından yeni fitne taktikleri karşısında ihtiyatlı olmayı tercih ediyorlar.
Ahmed Varol
Kaynak: KudusYolu
Yayınlama zamanı: 6 Aralık 2006, 18:38
KAVKAZCENTER.COM'daki daimi adresi: http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2006/12/06/2468.shtml
© Copyright 2001-2008 KavkazCenter.com